MASAJIN DOĞRU ADRESİ
  CROW
 

(CROW)

BEKLENEN YAŞAM


“ebeden”;
1940’lardan kalma resimli yeni lügat ‘a elimi atıyorum beni karşılıyor “ebeden” sözcüğü .Nerdeyse 1940 dan beri beni bekler gibi öyle coşkulu ve bir o kadarda hüzünlü .Bugünlerde aradığım dostlarımın ismi gibi birden karşıma çıktı ve merhaba ebeden dedi.Ebeden sürecek bir yalnızlık,dostluk,kuşku,burukluk ; sıfatını taşıdıkca anlamını kaydıran sözcük olmak ebeden kaderi ebedenin…

“eytişim”;

yetim bırakılma arzusunu da taşıyan ,doğru bildiğinin peşinden gitme sevdası olarak dillendirsek ebeden bize minnettar mı kalırdı, yoksa küs yapısıyla kendi peşine eytişimlenir miydi? Belki de her ikisi.

Bir diğerini kendine muhtaç bırakmadan ve sadece kendin istedin diye diğerini yaşatma sevdasını sürmek ve bunun içinden sıyrılıp gelmek ,koca bir boşluğun içinde boşluğun ispatının çabasında eytişimlenmek.

“sen”;

beyazlıkların dağdan uzakta baraja dönüşmüş nehir yataklarına kaçışını yakalamak için akan suların izinden açan çiçeklerin pembesine ,eflatununa,sarısına bulanmış yüreğini dinlendireceğin bir çam gölgesi bile kalmamış yurdumun dağlarında ben seni sen beni ararken gözlerini görmek :unutulmuş bir hüznü yufka ekmeğiyle katık etmeye benzer.

“Yeni,yeni sevdaların çiçeği misin” soru işaretini konuk etmeyecek kadar yanıtlı bir şarkı çalarken hüzünlü bir eşlik kendini itiraf değimli.Oysa her yaşam inkara yönelik yaşanırmış.

“Kale”;

kendini hapsettiğin savunmaların kenti ,kuşatılmış korunaklığımız,dışarıda bıraktığımız sürgünlüğümüz içinde tutuldukça duvarlarına bulayıp bir yokoluş çizgisinde yosunlanan rutubet kokularımız.Tenimizin yitimi.Çığlıklara buladığımız kapıları kırma arzusu.Dışarısıyla içerisi arasındaki farkı ortadan kaldıran duvarlar.

İçerde attığın çığlığın duvarlardan sana ulaşan yankısı mıydı farkındalık; sana değil korkunaydı katkısı.Kendi çığlıklarımızın yabancısı kılınmışken duvarlar sesimizi örtebilir miydi.Farkında olmak farklılığımızı yaratıyordu bir tek.

“Karga”(crow);

Yıllara meydan okuyan kendi başına durma çabanı ; sarp kayaların başında bir uçuşla sana yetişebilirim düşü kurmanı : kavak dallarının arasında yakalandığı rüzgara yenilip düşeni bekleyen sevda kuşunun emeline erdiğinde oluşan gözlerindeki parlaklığı , bir kez daha görme çabanı ;sevdaya değil de, neye yormalı.

“Crow”;

gecenin rengine bürülü pelerini kanat eylemiş bedeniyle, konukluğumun korkulu düşleri.Yaşamdan çekilmek üzere olan elimin tarla izlerine karışmış görüntüsünce uzanan karga uçuşu yitimi.Bir sesle tüm unutulmuşluklarımızı kendine toplayabilir mi?

Uzak zaman kalelerine kendini konuk eden dostlarımın bedenlerinden kalanlar benimi çağırıyor yoksa.Yoksa yoksunluğumuzun konuk kıldığı ağacımız mı.

Ne kadar az kaldılar oysa.

Her sevdanın bir ağacı olsa sevdasızlık ne kadar çok olurdu sevda başına düşen ağaç oranı gün geçtikce azalıyor.Biz kendi ağacımızı düşlerimizde büyütmüştük.Ondan bu kadar gür ve bize ait oluşu.Belki de ondan dallarında korunaklı karga yavruları.

Ve bundan üç yıl önce hasta yatağından doğrulup öykümüze konuk olanın cümlesinin tekrarı gibi yaşam:”hadi sen devam et”…

Belkide sana özel not sadece "hadi sen devam et"

 

www.gurayyalincak.com 

 
  16694 ziyaretçi  
 
=> Sen de ücretsiz bir internet sitesi kurmak ister misin? O zaman burayı tıkla! <=